Mesajlar, ses kayıtları, videolar… ‘Dijital yas’ çağı başladı

Img

Yakınını kaybeden bazı insanlar, geride kalan mesajları, ses kayıtlarını ve videoları yapay zekaya yükleyerek ölen kişiyle yeniden konuşuyor. Teknolojinin sunduğu bu yeni imkan, yas tutma biçimlerini kökten değiştirdi. Kimi için bir teselli aracı olan dijital klonlar, kimi için ise kaybı kabullenmeyi zorlaştıran yeni bir bağımlılık alanına dönüşebiliyor.

Uzmanlar, bu teknolojinin özellikle ağır kayıplar yaşayan kişiler üzerinde hem iyileştirici hem de yıkıcı etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.

Cumhuriyet’e konuşan Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Dr. K. Lezgin Cihandemir, yas sürecinin yalnızca bir vedalaşma değil, kaybedilen kişiyle ilişkinin zihinde yeniden şekillenmesi olduğunu söyledi.

Cihandemir, psikanalist Vamık Volkan’ın “bağlantı nesneleri” kavramına dikkat çekerek, ölen kişiye ait eşyaların bazen yasın tamamlanmasını zorlaştırabildiğini aktardı.

Cihandemir, “Ölen kişinin gömleğini giymek gibi nesneler, kaybın soğumasına izin vermeyebilir. Dijital bir klon da oldukça kuvvetli, neredeyse canlı bir bağlantı nesnesi gibi düşünülebilir. Kapı mı kilit mi olacağı ise kişinin ruhsal yapısına bağlı” dedi.

‘YASIN DOĞAL AKIŞINI BOZABİLİR’

Yapay zekayla oluşturulan dijital kopyaların, kişinin kaybettiği insanı zihninde “canlı tutma” isteğini beslediğini belirten Cihandemir, bu durumun yasın doğal akışını da sekteye uğratabildiğini söyledi. Cihandemir, yapay zeka uygulamalarının kesin olarak “iyi” ya da “kötü” ilan edilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Özellikle ani ve travmatik kayıplarda dijital temasın kısa süreli bir teselli sağlayabileceğine değinen Cihandemir, şu uyarıda bulundu:

“Kaybın getirdiği hayal kırıklıklarıyla baş eden birey, gerçek ilişkilerin karmaşıklığından kaçıp tamamen bu aynalara çekilebilir.”

‘GERÇEKLİK ALGISI ZORLANABİLİR’

Cihandemir, sağlıklı yasın temelinde “eksikle yaşamayı öğrenmenin” bulunduğunu vurgulayarak “Vedalaşma, sevilen kişiyi silmek değil; artık onunla yeni anılar üretilemeyeceğini kabul etmektir. Dijital klonun engel olduğu tam da budur. Çünkü hep yeni iletişimler kurulmaya devam eder” ifadelerini kullandı.

Cihandemir, bazı kırılgan bireylerde gerçeklik algısının bozulabileceğini söyleyerek “Kişinin bir yanı kaybı kabul ederken, diğer yanı inkarı sürdürmeye devam edebilir. Derin acı ile ani rahatlama arasında gidip gelmek zihnin doğal uyum mekanizmalarını zorlar” diye ekledi.

Yapay zekanın insanı birebir yeniden üretmesinin bugün için mümkün olmadığını aktaran Cihandemir, insan doğasının değişkenliğine işaret ederek “İnsan hiçbir zaman sabit ve tamamlanmış bir yapı değildir. Hayatı boyunca kendini bile şaşırtmaya devam eder. Yapay zekanın bunu yakalaması şu an için mümkün görünmüyor” diye konuştu.

‘YAPAYLIK HİSSİ ZARAR VEREBİLİR’

Dijital klonlarla kurulan iletişim sırasında ortaya çıkan “yapaylık hissinin” bazı kişilerde büyük bir kırılmaya yol açabileceğini belirten Cihandemir, bunun gecikmiş yasın başlamasına da neden olabileceğini söyledi.

Cihandemir, etik sorumluluğun yalnızca kullanıcıda değil, bu teknolojileri geliştiren şirketlerde ve ruh sağlığı profesyonellerinde de olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çağımız değişiyor, bu değişimle uzlaşmak bir zorunluluk. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, insan ruhunun sınırlarını da hesaba katan etik bir çerçeveyi birlikte kurabilmek.”

Source

yok

Author: Ayşe Şahin