Eğer bir gün Gebze’de kebapçı olarak tanıdığınız birinin birkaç hafta içinde cihat için silahlı bir eyleme katıldığını duyarsanız, ne hissedersiniz? Şaşkınlık, korku ve hayret içinde kalırsınız, değil mi? İşte Ahmet İmrak’ın hikayesi tam olarak böyle. Gebze’de kebap ustası olarak bilinen İmrak, bir yandan kebap dükkanında müşterilerine hizmet ederken, diğer yandan radikal eylemlere katılmaya yöneldi.
İmrak’ın geçmişi, onun çok yönlü bir kişilik olduğunu gösteriyor. Filistin için düzenlenen protestolara katılan, Diyarbakır’da dini eğitim alan ve HTŞ (Hayat Tahrir el Şam) üyeliği şüphesiyle hakkında soruşturma açılan İmrak, en son İsrail Konsolosluğu’na yönelik bir saldırıda yaralanarak gündeme geldi. 7 Nisan’da gerçekleşen bu saldırıda, IŞİD ile bağlantılı olan Yunus Emre Sarban ölü olarak ele geçirilirken, İmrak yaralı olarak yakalandı. Tedavi süreçlerinden sonra Onur Çelik ile birlikte tutuklandı.
26 yaşındaki İmrak, Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğdu. Şanlıurfa Birecik nüfusuna kayıtlı olan İmrak, ailevi sebeplerle Adana’da büyüdü. Anne ve babasının ayrılmasının ardından ortaokul eğitimini yarıda bırakarak kebapçılarda çalışmaya başladı. Zamanla kebap ustası unvanını aldı ve ailesiyle birlikte 2019 yılında Kocaeli’nin Gebze ilçesine taşındılar.
Ağabeyleri Seyfettin ve Murat’ın etkisiyle Hizbuttahrir örgütüne katılan İmrak, bu grubun düzenlediği çeşitli dini sohbetlere katılarak radikalleşmeye başladı. 2019’da Hizbuttahrir’den ayrıldı ve bunun gerekçesi olarak cihat ideolojisinin kendisiyle uyuşmadığını belirtti. Daha sonra Diyarbakır’da beş ay süresince dini eğitim aldı.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 2018 yılında İmrak’ın da aralarında bulunduğu bir grup hakkında terör örgütüyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma başlattı. İmrak’ın telefonunun dinlenmesi sonucunda, 2022’de yapılan incelemelerde yeterli delil bulunamadığı için dava düşürüldü. 2024’te iki ay boyunca Karadağ’da kalmasına rağmen çalışamadığı için geri döndü.
18 Nisan’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde ifadesini veren İmrak, IŞİD, El Kaide ve Hizbuttahrir hakkında bilgi sahibi olmadığını iddia etti. Ancak “Cihat etmek amacıyla hareket ettiklerini” kabul ediyor ve Türkiye’deki anayasal düzeni benimsemediğini belirtiyor. Cami imamının arkasında namaz kılmadığını ve cihadın farz olduğuna inandığını ifade ediyor.
Uyuşturucu bağımlısı olan ağabeyi Murat üzerinden tanıştığı Onur Çelik ile birlikte sık sık bir araya gelen İmrak, İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmünü tartışıyordu. Çelik, bir rüyasında cihat hazırlığı içinde olduklarını anlatırken, İmrak bu rüyayı ciddiye alarak eylem planları yapmaya başladı.
1 Nisan’da İmrak ve arkadaşları, sosyal medyada İsrail’in çok sayıda Filistinliyi idam edeceği haberini gördüler. İçlerinden biri, “İsrail’den intikam alalım” demişti. İmrak, bu sözün kim tarafından söylendiğini hatırlamasa da kendisinin de bu düşünce içinde olabileceği kaydını düştü.
Aynı gün, Yunus Emre Sarban ile bir araya gelen grup, konsolosluğa saldırı planı yapma kararı aldı. İmrak, konsolosluğun yerini ve çalışma saatlerini araştırdıktan sonra, İstanbul’a giderek konsolosluk çevresinde keşif yaptı.
Ahmet İmrak’ın kebapçılıktan cihatçılığa uzanan bu dramatik hikayesi, bireysel radikalleşmenin ne denli karmaşık ve öngörülemez olabileceğini gözler önüne seriyor.